Soma'da 'Geride Kalanlar'

ERSİN ANTEP

Defter

İşaret edilen yön; Soma’da, “geride kalanlar” ile de ilgilidir. Hem kazadan kurtulan madenciler, hem onların yakınları, hem diğer madenlerde çalışanlarla yakınları, hem kazada hayatını kaybedenlerin yakınları... Özel sosyal araştırmalarla tespit edilmeli, bilim ve kültür dinginliğinde sarmalanmalıdır.

Türkiye bir felaket daha yaşadı. 301 can yitirildi. Onlarla birlikte yüzlerce insan da o toprağın altına kalplerini bırakıp kuru bir bedende kaldı. Olayın mühendislik tarafı, nasıl ve neden olduğuna dair intibalar anlaşıldı. Ön raporlar hazırlandı. Adli süreç de başladı. Siyaset de görevini veya konumunu tespit aşamasında… Ancak kalanlar… Ya kalanlar…

Uzakdoğu ülkesinde yaşanan büyük bir felaket ardından, ilk gidenler arasında kuaförler vardı. Toz toprak içinde kalan saçlara bakım yapmak değildi tek amaçları. Traş ettikleri kafaları rahatlatmaktı.

1945’te Hitler’in intiharından sonra Almanlar, sabah saatlerinde 3 milyon mark’a alamadıkları takdirde akşam saatlerinde 5 trilyon mark’a çıkan ekmeğin; hiperenflasyon denen şeyi nasıl yansıttığını yaşayarak anladılar. Matematiksel ve iktisadi tanımlar tükendiğinde, çıkış yolu, kültürü güçlendirecek sanatta bulundu. Ki o sayede insanların “mekân” ve “zaman algısı” tamir edilerek, rahatlatıldı. Kolay üretebilecek şekilde, “moral ve motivasyonunun” gerçeğin üstesinden gelmesi amaçlandı.

İnsanlık tarihi elbette çok büyük ihmaller sonucu böyle felaketler yaşayabiliyor. Formaliteler, matematiksel monotonluğu doğurarak, onun da felaketler doğurmasına sebep olabiliyor. Çoğu zaman doğa ve doğanın aritmetiği, insanın unuttuğu dersi hatırlatıveriyor.

Sonrakini Önleme

Gerçekçi yaklaşılmalıdır. Her felaketin bıraktığı tecrübe, örtbas edilmediği sürece, bir sonrakini önleme için büyük bir ders verir.

Tecrübe, olaya ilk müdahaleden itibaren başlar. Kazanın ve müdahalenin seyir defteri, en ince ayrıntısına kadar tutulur. Kimin hangi dakikada hangi rolde ne yapacağının planlanması için tecrübeler kaydedilir. Hatta dışarıdaki ailelerin ve kamuoyunun bilgilendirilmesi, mağduriyet yaşamadan yakında bir yerlerde olayı takip etmeleri sağlanır.

İşte o ilk aşamada, dışarıdakilerin de aynı mezarlara girmemesi için; genel travmayı atlatacak önlemler alınmaya başlanır. Ölümün gerçekliği, uzmanlar eliyle, sağlıklı biçimde aktarılır.

Ya sonra…

Her şey sosyal bilimcilerce hesaplanır. Kilimlere bu büyük felaketin bir travma sonucu değil, bir kültürel paylaşım olarak işlenmesinin sağlanması dahil; tüm sosyal çıkarımlar, doğal bir zeminde ortaya çıkarılır.

Kültürel ve sosyal faaliyetlere öncelik verilir. Toplumsal eserler ortaya çıkarılır. (Böylelikle belki, kültürel ve sosyal faaliyetlerin son yıllarda eşittiri olarak görüldüğü gibi “eğlence” olmadığı da hatırlanır.)

Başbakanlık’taki Toplantı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında yedi Bakan’ın katıldığı “Çözüm Süreci” başlıklı toplantıya ilk kez Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik de çağrıldı. Şayet Çelik, bireysel birikimi sayesinde davet edildiyse, elbette bu ayrı bir konudur. Ancak tahmin ettiğimiz şekilde, temsil ettiği bakanlığın görev alanı bakımından davet edildiyse; o taktirde bu durum, başka bir noktayı işaret eder. O işaret edilen nokta da; toplumsal meselelerin tanınan kimi ekonomik haklarla değil, sosyo-kültürel meselelerle çözümlenebileceği sonucudur. O sonuç da, bizim işaret ettiğimiz yönün aynısıdır.

O işaret edilen yön; Soma’da, “geride kalanlar” ile de ilgilidir. Hem kazadan kurtulan madenciler, hem onların yakınları, hem diğer madenlerde çalışanlarla yakınları, hem kazada hayatını kaybedenlerin yakınları, hem de kazadan dolaylı etkilenenler… Özel sosyal araştırmalarla tespit edilmeli, bilim ve kültür dinginliğinde sarmalanmalıdır. Sonrasında onlara özel kimi planlamalar yapılmalıdır. İçerik ise; sosyolog, psikolog, antropolog, müzikolog, pedagoglara emanet edilmelidir. Sosyal bilim olarak her ne biliniyorsa, hepsi seferber edilmelidir.

“Emanetinize sahip çıktık” ifadesi, ancak bu şekilde yerini bulacaktır.

21.5.2014 / Radikal


Yazarın Diğer Yazıları

  • Müzik Üniversitesi İçin Geçmişten Sayfalar...
  • CSO 190. Yaşını Kutladı
  • Bizde Davulcuya Verilecek Kız Yok
  • Daha da Çanakkale'nin 100.Yılı Yok
  • Vengerov Her İki Şapkası ile İstanbul'daydı
  • Kartopu
  • Robot Teo, Orkestraya Karşı
  • Bu Gece Tarihin Akışı Değişti
  • Müzik Psikolojisi
  • Meltem Cumbul Kendi Aşkını mı Anlattı!
  • İnanılmaz Bir Azim Öyküsü: Cam Çocuk Niyazi
  • Kültürel Yağları Eritelim
  • Devlet 'Devlet Sanatçısı'nı Unuttu!
  • Sizler Bizim Heykellerimizdiniz!
  • Ankara 1920'ler...
  • Fehmi Paşa Korusu Yandı, Sıra Varşova'daki Fehmi Paşa'da!
  • Önce Heykeller Yıkılır Sonra Sanatçılar
  • Polonya 600.Yılı Kutluyor, Peki Türkiye?
  • "Opera Bize Uygun Değil" Diyen Olursa Verdi Çarpar
  • Konuşturmadı!
  • Soma'da 'Geride Kalanlar'
  • İşsiz ve Sosyal Güvencesiz Sanatçıların "Sesli" Çığlığı
  • Antalya, Antalya Olalı Böyle Bir Şey Görmedi
  • Kültür Bakanı'na Katılıyorum
  • Bir 23 Nisan Böyle Geçti
  • Bir Düğün Olsa da Gerilsek
  • Sanat: Şehrin Boğduğu İnsanı Rahatlatacak Nefes
  • Belediyelerin Sanatla İmtihanı
  • Yetmez Ama Sanata Evet!
  • Gel Bakalım Donizet Bey!
  • 90 Yıl Önce Ankara'da...
  • Çok Başarılılar Ama Yakında Dağılacaklar
  • Yedek Parça ve Eğitim Merkezi
  • “TÜSAK” Değil Zaten “ULSAK”… Peki Bütçe Ne Olacak?
  • Sonradan Fark Edilen İktidardan Müjde ve Tüsak'a Dair Son Duyumlar
  • Gel ve Bir Daha Çal Camilo!
  • Bu da 'Fantastik Senfoni' Derbisiydi!
  • TRT Müzik mi 'Eğlence' mi?
  • Bu Çocukları Cumhuriyet Yetiştirdi
  • Nevşehir’de CSO, Evinde Gibiydi
  • İdil Biret’in Gurur Gecesi
  • Bodrum'da Angela Rüzgarı Esti
  • Genç Cumhuriyetin Kültür “Dayatması”
  • Türk Marşının Babası, Afganlar'ın Donizetti'si
  • Ankara'da Gençlerin Gecesi
  • Hiç Olmazsa Bugün Olsun Üngör’ü Unutmasak!