Genç Cumhuriyetin Kültür “Dayatması”

ERSİN ANTEP

Defter

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, 9 Ağustos 2011 tarihli Radikal Gazetesi’nde Cem Erciyes ile yaptığı görüşmede “Bakanlığa bağlı orkestra, tiyatro ve koroların Cumhuriyet’in ilk yıllarında devletin Batılı kültürü empoze etmesi amacıyla kurulduğunu, bunların hepsinin geçmişte devletin bir kültür dayatması çerçevesinde oluştuğunu” söyledi.

 

Kültür kelimesi; Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde “Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü”, “bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü”, “muhakeme, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi” ve “bireyin kazandığı bilgi” olarak açıklanır. Kültür, bir insanın veya toplumun sosyal birikimi ile sağladığı dengeyi, tutarlılığı temsil eder. Kültür, bireyin ve toplumun yaşam algısı ve biçimini, bilgi ve görgü ile geliştirme seviyesidir aynı zamanda. Kültürü etkileyen en önemli kavramlar; gelenek ve sanattır. Sanat içinde dört duvar arasına girebilen niteliğiyle müziğin ayrı bir yeri vardır. Müzik, kültürel gelişimde en önemli araçlardandır.

 

Bakan Günay’ın verdiği demeçte ifade ettiği “kültür dayatması” çerçevesinde Cumhuriyet’in ilk yıllarında kurulduğunu söylediği kurumların geçmişlerine, bizzat Bakanlığın internet sitesinde de yer verdiği tarihçelerde bakalım:  (Orkestralar) CSO(1826), İDSO (1972), İzDSO(1975), ÇDSO(1992), AntDSO(1997), BBDSO(1999); Devlet Çoksesli Korosu (1988); (Devlet Türk Halk Müziği Koroları) Ankara DTHMK(1986), İstanbul DTHMK(1993), Sivas DTHMK(1990), Şanlıurfa DTHMK(1990); (Devlet Klasik Türk Müziği Koroları) İstanbul DKTMK(1975), İzmir DKTMK(1985), Ankara DKTMK(1986), Elazığ DKTMK(1989), Bursa DKTMK(1991), Diyarbakır DKTMK(1991), Samsun DKTMK(1991), Mersin DKTMK(1993); (Topluluklar) Devlet Halk Dansları Topluluğu(1975), Ankara Türk Dünyası Müzik Topluluğu(2000), İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu(1991) (diğer topluluklar bu tarihten sonra kurulmuştur); Devlet Tiyatrosu ve Operası (1949)…

 

Görüldüğü gibi aslında kurumlardan en yaşlısı CSO Osmanlı’dan devralınmış, Devlet Tiyatrosu ve Operası ise Atatürk’ün vefatından 11 yıl sonra kurulmuştur. Diğer kurumlar 1970’li yıllardan, Atatürk’ün vefatından 34 yıl sonra, yoğun olarak ise 1990’lı yıllarda kurulmaya başlanmıştır. Atatürk döneminde ise; icra kurumu değil, yalnızca iki müzik okulu kurulmuştur. İlki; (Osman Zeki Üngör’ün çabasıyla) “müzik usta ve öğreticisi” yetiştirmek üzere 1924 tarihli Musiki Muallim Mektebi, ikincisi; (Paul Hindemith’in raporu üzerine) “müzik sanatçısı” yetiştirmek üzere 1936 tarihli Ankara Devlet Konservatuarı… Eğitimin bir parçası olarak görülen kültür alanındaki ilk kurumsallaşma, Hindemith’in  geldiği süreçte Cevat Dursunoğlu, Cevat Memduh Altar ve Saffet Arıkan’ın çabasıyla Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nün Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde 1935 yılında teşkil edilmesidir. Atatürk’ün kuruluş anlamında zorlayıcı olmadığı, uzmanların bilgi ve tavsiyelerine riayet ettiği görülecektir. Mustafa Kemal’in 10.Yıl Nutku’nda “Milli kültürümüzü, çağdaş uygarlıklar seviyesinin üzerine çıkartacağız” söylemi, kültür konusuna bakışını sergilemektedir.

 

Atatürk’ün sözü, “çağdaş uygarlıklar seviyesine çıkartmak” şeklinde olsaydı; kastettiğinin Osmanlı Dönemi’ndeki “Batılılaşma” anlayışı ile aynı olacağı sözkonusu olabilirdi. Zira çağdaş uygarlık olarak kabul edebileceğimiz İngiliz, Fransız, Amerikan gibi uygarlıkların seviyesine çıkmak; Batılılaşma ile eşanlamdadır. Halbuki “çağdaş uygarlıklar seviyesinin üzerine çıkartmak”, kültürümüzü kendimize uygun şekilde yapılandırmak, bunun için Batı veya Doğu’dan uygun malzemeleri inceleyerek faydalanmak anlamına gelmektir. Bu durumda kastedilen; kültürel açıdan “Batılılaşma” değil, “Çağdaşlaşma”dır.

 

7 Haziran 2011’de İzmir’de verdiği demeçte Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay; “Biz bir hedef koyduk. 12 yıl sonra, Türkiye 100. yılına erişecek. Bizim amacımız 2023 yılında Atatürk’ün hayalini gerçek kılmak. Birileri sadece Atatürk’ün resmini asarak Atatürkçü olduklarını sanıyorlar. Biz Mustafa Kemal’in yapmaya çalıştığını yaparak, gerçekten demokrat, Cumhuriyetçi, Atatürkçü olduğumuzu tüm Türkiye’ye göstermeye çalışıyoruz. Biz Atatürk’ün dediği gibi Türkiye’ye çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine ulaştırmaya çalışıyoruz” demişti. Umut ve güven veren bu açıklamayla sayın Bakan’ın “çağdaşlaşma” bilincini kavradığı ve sahiplendiği anlaşılmaktadır. Bu düşünceyle olsa gerek; kültür kurumlarından biri olan Samsun Devlet Opera ve Balesi’nin, sayın Bakan’ın uğraşıyla 2008 yılında kurulduğu, ayrıca Sivas, Bursa, Gaziantep, Van gibi merkezlerde süren kurulma çalışmalarının; takdir ve beğeni ile izlendiği bilinmektedir.

 

Kültürün zayıfladığı toplumlarda sosyal patlamalar kaçınılmazdır. İnsanlarda ise içgüdüsel ani tepkiler sıklıkla baş gösterir. Kültürün, bilgi, görgü ve sanatla sürekli desteklenmesi ise tek çaredir. Ülkemizde kadın cinayetleri ile İngiltere’deki olaylar, kültürel zayıflamanın en ibret verici ve güncel örnekleridir. Kültür kurumlarını dikkatle takip eden ve bakanlığı aktif bir hale getiren sayın Günay’ın ve bizlerin böyle bir ortamda, geçmiş çalışmaları iyi etüt etmesi, “kültür dayatması” ve “batılı kültür empoze etme” gibi ifadeleri kullanırken daha titiz ve dikkatli davranması gerekmektedir. Bu ifadeleri yalanlayan tarihe riayet ederek, geleceğe dair doğru kültürel adımlar atma konusunda odaklanmaya ihtiyaç bulunmaktadır.

(Bu yazı; Andante Dergisi'nde yayınlanmıştır)

 

 


Yazarın Diğer Yazıları

  • Müzik Üniversitesi İçin Geçmişten Sayfalar...
  • CSO 190. Yaşını Kutladı
  • Bizde Davulcuya Verilecek Kız Yok
  • Daha da Çanakkale'nin 100.Yılı Yok
  • Vengerov Her İki Şapkası ile İstanbul'daydı
  • Kartopu
  • Robot Teo, Orkestraya Karşı
  • Bu Gece Tarihin Akışı Değişti
  • Müzik Psikolojisi
  • Meltem Cumbul Kendi Aşkını mı Anlattı!
  • İnanılmaz Bir Azim Öyküsü: Cam Çocuk Niyazi
  • Kültürel Yağları Eritelim
  • Devlet 'Devlet Sanatçısı'nı Unuttu!
  • Sizler Bizim Heykellerimizdiniz!
  • Ankara 1920'ler...
  • Fehmi Paşa Korusu Yandı, Sıra Varşova'daki Fehmi Paşa'da!
  • Önce Heykeller Yıkılır Sonra Sanatçılar
  • Polonya 600.Yılı Kutluyor, Peki Türkiye?
  • "Opera Bize Uygun Değil" Diyen Olursa Verdi Çarpar
  • Konuşturmadı!
  • Soma'da 'Geride Kalanlar'
  • İşsiz ve Sosyal Güvencesiz Sanatçıların "Sesli" Çığlığı
  • Antalya, Antalya Olalı Böyle Bir Şey Görmedi
  • Kültür Bakanı'na Katılıyorum
  • Bir 23 Nisan Böyle Geçti
  • Bir Düğün Olsa da Gerilsek
  • Sanat: Şehrin Boğduğu İnsanı Rahatlatacak Nefes
  • Belediyelerin Sanatla İmtihanı
  • Yetmez Ama Sanata Evet!
  • Gel Bakalım Donizet Bey!
  • 90 Yıl Önce Ankara'da...
  • Çok Başarılılar Ama Yakında Dağılacaklar
  • Yedek Parça ve Eğitim Merkezi
  • “TÜSAK” Değil Zaten “ULSAK”… Peki Bütçe Ne Olacak?
  • Sonradan Fark Edilen İktidardan Müjde ve Tüsak'a Dair Son Duyumlar
  • Gel ve Bir Daha Çal Camilo!
  • Bu da 'Fantastik Senfoni' Derbisiydi!
  • TRT Müzik mi 'Eğlence' mi?
  • Bu Çocukları Cumhuriyet Yetiştirdi
  • Nevşehir’de CSO, Evinde Gibiydi
  • İdil Biret’in Gurur Gecesi
  • Bodrum'da Angela Rüzgarı Esti
  • Genç Cumhuriyetin Kültür “Dayatması”
  • Türk Marşının Babası, Afganlar'ın Donizetti'si
  • Ankara'da Gençlerin Gecesi
  • Hiç Olmazsa Bugün Olsun Üngör’ü Unutmasak!